
Mesane kanseri, mesane duvarını oluşturan hücrelerin anormal şekilde çoğalmasıyla gelişen malign bir tümördür. En sık görülen tipi ürotelyal (transizyonel) hücreli karsinomdur. Bu hücreler, mesanenin iç yüzeyini döşeyen ve idrarla sürekli temas hâlinde olan özel bir epitel dokusunu oluşturur. Mesane kanseri genellikle yüzeyel olarak başlasa da bazı vakalarda kas dokusuna veya mesane dışına yayılım gösterebilir.
Mesane kanserinin oluşumunda en önemli risk faktörü sigara kullanımıdır. Sigara dumanında bulunan aromatik aminler ve diğer karsinojen maddeler, idrarla atılırken mesane mukozasıyla temas ederek hücresel hasara ve mutasyonlara neden olur. Endüstriyel kimyasallara (örneğin benzin türevleri, boya sanayi ürünleri, aromatik aminler) maruz kalmak da mesane kanseri riskini artırır. Bunun dışında kronik mesane enfeksiyonları, özellikle Schistosoma haematobium parazitine bağlı kronik sistitler (özellikle Afrika ve Orta Doğu’da),uzun süreli kateter kullanımı, pelvik radyoterapi veya bazı kemoterapötik ajanlar (örneğin siklofosfamid) da risk faktörleri arasında yer alır. Genetik yatkınlık ve yaş da hastalık gelişiminde etkili olabilir.
Mesane kanserinin en sık görülen belirtisi ağrısız hematüridir, yani idrarda kan görülmesidir. Bu, genellikle gözle fark edilebilecek kadar belirgin olabilir (makroskopik hematüri) ancak mikroskopik düzeyde de kalabilir ve rutin idrar testlerinde saptanabilir. İdrarda kan zaman zaman kesilebilir; bu nedenle semptomun geçici olarak kaybolması hastalığın gerilediği anlamına gelmez.
İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, acil idrara gitme ihtiyacı (urgency) gibi irritatif semptomlar da olabilir, özellikle tümör mesane boynuna veya trigon bölgesine yakınsa. İleri evrelerde tümör mesane kas tabakasına veya çevre organlara yayılmışsa bel ağrısı, kasık ağrısı, kilo kaybı, iştahsızlık gibi sistemik bulgular da ortaya çıkabilir.
Tedavi yaklaşımı, hastalığın evresine (yüzeyel mi, kas invaziv mi, metastatik mi) ve hastanın genel durumuna göre değişiklik gösterir. Yüzeyel (non-invaziv) mesane kanserinde ilk seçenek genellikle transüretral rezeksiyon (TUR-M) adı verilen, idrar yolundan girilerek mesanedeki tümörün endoskopik olarak çıkarılmasıdır. TUR sonrası yüksek nüks riski taşıyan hastalarda intravezikal tedavi (mesane içine verilen kemoterapi ya da immünoterapi) uygulanabilir. En sık kullanılan intravezikal ajanlardan biri BCG (Bacillus Calmette-Guérin)'dir. BCG, bağışıklık sistemini aktive ederek tümör hücrelerine karşı lokal bir immün yanıt oluşturur.
Kas dokusuna invazyon göstermiş mesane kanserlerinde ise daha radikal tedavilere ihtiyaç duyulur. Bu durumda standart tedavi genellikle radikal sistektomi (mesanenin tümüyle çıkarılması) ve pelvik lenf nodu diseksiyonudur. Erkeklerde prostat, seminal veziküller; kadınlarda ise uterus, anterior vajen duvarı da çıkarılabilir. Bu cerrahi sonrası idrar yolunun yeniden yapılandırılması için farklı yöntemler kullanılır (örneğin ileal loop, ortotopik neovezika gibi).
Metastatik hastalıkta sistemik kemoterapi (örneğin sisplatin-bazlı rejimler) ana tedavi seçeneğidir. Son yıllarda immünoterapiler (örneğin PD-1/PD-L1 inhibitörleri) ileri evre hastalarda umut verici sonuçlar vermektedir.
Erken evrede teşhis edilen ve uygun şekilde tedavi edilen mesane kanseri hastalarında tam iyileşme mümkündür. Yüzeyel mesane tümörleri genellikle iyi prognoz gösterir, ancak yüksek nüks riski taşır. Bu nedenle düzenli sistoskopik takip şarttır. Kas invaziv tümörlerde ise kür şansı cerrahi ile mümkündür, ancak tümörün evresi, lenf nodu tutulumu, cerrahi sınırların durumu ve ek tedaviye yanıt gibi faktörler uzun dönem sağkalımı etkiler. Bazı yüksek riskli hastalarda tümör kontrol altına alınsa bile nüks edebilir. Bu yüzden mesane kanseri, genellikle uzun süreli izlem gerektiren bir hastalık olarak değerlendirilir.
Mesane kanseri bazı durumlarda ölümcül olabilir. Özellikle kas invaziv veya metastatik hale geldiğinde prognoz kötüleşir. Yüzeyel tümörlerde ölüm oranı düşük olsa da tedaviye rağmen nüks etme ve zamanla daha agresif formlara dönüşme ihtimali bulunur. Radikal sistektomi sonrası bile bazı hastalarda lokal veya uzak nüksler gelişebilir. Metastatik mesane kanseri olan hastalarda sağkalım oranları genellikle düşüktür, ancak yeni nesil immünoterapilerle bu oranlarda iyileşmeler sağlanabilmektedir.
Mesane kanserinde ölüm riski; hastalığın evresi, tümörün histolojik tipi ve derecesi, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, uygulanan tedavi ve tedaviye verilen yanıt gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Yüzeyel düşük dereceli tümörlerde 5 yıllık sağkalım oranı %85-90'lara kadar çıkarken, kas invaziv formlarda bu oran %50 civarındadır. Uzak metastaz varlığında ise 5 yıllık sağkalım oranı %10-15 düzeyine kadar düşebilir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi, hastalığın seyrini belirlemede kritik rol oynar. Ayrıca düzenli izlem ve tekrarlayan sistoskopik kontroller, nükslerin erken saptanmasına olanak tanıyarak ölüm riskini azaltabilir.