Kazımdirik Mah. 297. Sk. No:1 Bornova/İzmir (0232) 459 59 59

Kanser Tedavisi

Genel Bilgi
Doktor
e Randevu

Mide Kanseri

Mide nerede bulunur ve görevi nedir?

Mide; yemek borusu (özefagus) ile onikiparmak bağırsağı (duodenum) arasında kalan sindirim sisteminin torbaya benzeyen organıdır. Sindirim kanalının en geniş bölümünü oluşturur. Kaslardan oluşmuş j şeklinde bir organdır. Sağında karaciğer, solunda dalak, üstünde diyafram, altında kalınbağırsak, arkasında pankreas yer alır. Mide yukarıda yemek borusu (özefagus), aşağıda ise onki parmak bağırsağı arasında yerleşmiştir. Yiyeceklerin sindirim sırasında geçici olarak ve büyük miktarda depolandığı organdır.

Ağızda çiğnenen besinler yemek borusu (özefagus) aracılığıyla mideye iner. Bu besinler midenin yaptığı dalgalı hareketler ve mide özsuyu sayesinde boza kıvamına gelinceye kadar karıştırılıp eritilir. Boza kıvamına gelen besinler mide kapısı (pilor) ile onikiparmak bağırsağa geçerek yoluna devam eder.

Mide kanseri nedir?

Mide kanseri, midenin iç yüzünü döşeyen mukoza olarak isimlendirilen zar tabakasından kaynaklanır. Tanı geç koyulduğunda karaciğer ve akciğere sıçrayan kötü bir kanser çeşididir. Mide Kanseri dünyada akciğer kanserinden sonra ikinci sıklıkta görülür. Her yıl ortalama 1 milyon yeni mide kanseri tanısı koyulmaktadır. Ne yazık ki bunların 700.000’i ölümle sonuçlanmaktadır. 50-70 yaşlar arasında erkeklerde, kadınlara oranla 2 kat daha sık görülür.

Mide Kanseri neden oluşur?

  • Beslenme şekli:

Beslenme alışkanlığı mide kanseri oluşmasında belkide en önemli nedenlerden birisidir. Özellikle mangalda pişmiş tütsülenmiş et ve benzeri gıdalar, aşırı tuzlanmış ve salamura yapılmış sebzeler, işlenmiş gıdalar mide kanserinin oluşmasına zemin hazırlar. Bu nedenledir ki özellikle uzak doğuda mide kanseri daha sık görülür.

Mide kanserinden korunmanın en iyi yolu ise taze sebze ve meyve tüketimini artırarak, yemeklerde tuzu daha az kullanarak, sigara ve alkolden uzak durarak ve tütsülenmiş yani mangalda pişen et ve benzeri gıdalardan uzak durarak engelleyebiliriz.

  • Enfeksiyonlar:
  • Mide kanserine neden olan önemli bir faktör de H.pylori enfeksiyonudur.

Mide kanseri vakalarının %65-85’inde H.plori enfeksiyonu görülmüştür. H.pylori enfeksiyonlu olguların %2’sinde de mide kanserine rastlanmaktadır.

  • Sigara ve Alkol:
  •  Önlenebilir bir mide kanseri nedeni ise sigaradır. Özellikle alkol ile birlikte tüketildiğinde mide kanseri olma olasılığını arttırmaktadır. Sigara ve alkolden uzak durarak mide kanseri olma riski düşürülebilir.

Daha önce midesinin bir bölümü alınmış (Subtotal gastrektomi) hastalarda geriye kalan mide dokusunda da kanser gelişebilir.

  • Genetik:
  • Mide kanserinde de diğer tüm kanserlerde de olduğu gibi genetik faktörler önemlidir. Mide kanseri vakalarının %10’unda genetik faktörler öne çıkar.
  • Kan grubu ‘A’ olan insanlarda mide kanseri sıklığı yüksektir. Bu durum ve bazı ailelerde mide kanserinin sık görülmesi genetik yatkınlık ihtimalini artırmaktadır.

Mide Kanseri Belirtileri nelerdir?

  • Mide kanseri erken dönemde ilk göze çarpan şikayet hazımsızlık ve şişkinliktir ancak hastaların birçoğunda hiçbir belirti görülmez (asemptomatiktir). Erken dönemde görülen bu semptomlar gastrit yada ülsere bağlı olduğu düşünülerek tedavide geç kalınabilir. Mide kanserinin ileri safhalarında ise; kilo kaybı, yutma güçlüğü, hazımsızlık, erken doyma, bulantı kusma ve kansızlık görülebilir. İleri evre mide kanserinde dışkıda kan görülmesi, batında sıvı olması, iştahsızlık ve kilo kaybı belirtilerle karşılaşılabilir.

Özellikle daha önce benzer şikâyetleri olmayan 40 yaş üstü hastaların hazımsızlık ve kilo kaybı gibi şikayetleri kanser belirtisi olabilir.

Mide kanseri bazen hiçbir belirti vermeden, sinsice ilerleyebilir. Belirtiler geç dönemlerde görüldüğünde, hasta cerrahi müdahale şansını kaybetmiş olabilir. Bu nedenle erken teşhis mide kanseri için çok önemlidir.

Klinik -Belirtiler

Klinik olarak en çok rastlanan belirti mide bölgesinde ağrıdır. Ağrıyla birlikte iştahsızlık ve kilo kaybı sık görülen bulgulardandır. Kardia (midenin yemek borusuyla birleşim bölümü) bölgesine yerleşen tümörler de yutma güçlüğü ilk belirti olabilir. İlerleyen vakalarda bulantı ve kusma olabilir. Nadiren yoğun bir kanama veya mide perforasyonu (delinmesi) başlangıç bulguları olabilir.

Hastanın muayenesinde, erken evrede mide bölgesinde hassasiyet dışında bir bulgu saptanmamışken, geç evrede ise karında mide bölgesinde kitle, göğüs kafesi üst kısmında boyun kenarında lenf bezi büyümesi ve karında ‘asit’ denen sıvı toplanması saptanabilir. Tümörden devamlı ve yavaş kanamaya bağlı kansızlık (anemi) ve buna bağlı belirtiler çoğu vakada görülebilir.

Tanıda baryumlu radyografi oldukça değerlidir. Ancak küçük lezyonlar atlanabilir, kesin tanı endoskopi ve biopsi incelemesi ile konur.

Tedavi

Bugün mide kanserinin radikal tedavisi cerrahi müdahaledir. Erken dönemde tanı konulup bir an önce cerrahi müdahale yapılmalıdır. Kemoteraopi (ilaç tedavisi) ve radyoterapi (ışın tedavisi) sonuçları şu an için yüzgüldürücü değildir.

 

Yumurtalık (over) Kanseri ve Sıcak Kemoterapi

Yumurtalar leğen kemiğinin içerisine yerleşmiş fallop tüpü dediğimiz yapı ile rahime bağlanmaktadır. İki adet bulunur. Yumurtaların görevi cinsiyet hormonu dediğimiz östrojen ve progesteronu salgılar ayrıca üreme için gerekli olan yumurta hücrelerini oluşturur.
Over kanseri genellikle 50-60’lı yaşlarda görülmektedir. Daha önce birinci derece akrabalarında yumurtalık, rahim, meme kanseri olanlarda bu risk daha fazladır. Doğum yapmamış olanlarda, genetik mutasyonu olan yani BRCA 1-2 geni pozitif olan hastalarda, yumurtlamayı artırıcı ilaç kullananlarda, obez yani aşırı kilolu hastalarda over kanseri daha sık görülür. Ancak yukarıdaki durumların varlığında mutlaka over kanseri ortay çıkar diye düşünmemek gerekiyor.

Over kanseri yumurtaya bağlanan tüplerden yani fallop tüplerinden gelişir ve zamanla büyüyüp etrafında olan organları sıkıştırarak birtakım belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu belirtiler ne yazık ki bu hastalığa özgü değildir. Örneğin karın ağrısı, makat bölgesine baskı, karında şişkinlik gibi bulgular verebilir. Bu bulguların hepsi iyi huylu bir hastalığa da ait olabilir veya kötü huylu başka bir hastalığa da bağlı olabilir. Bu nedenle hastalar genellikle tedavi için geç kalırlar.

Yumurtalık kanserini gösterecek ne yazık ki özel bir tanı aracı yok, şüphelenildiğinde karın ultrasonu ve ya bilgisayarlı tomografi yardımcı olabilir. Yada kanda kanser belirteci olan CA- 125 düzeylerine bakılabilir.

Tedavide neler yapabiliriz?

Eğer yumurtalık kanseri tanısı konulmuşsa öncelikle kanserin karın içerisine sıçrayıp sıçramadığına bakmamız gerekir. Yani yumurtalık kanserini 4 evrede görebiliriz;

Evre 1’de kanser yumurtalıklara sınırlı kalmıştır, Evre 2’de yumurtalıkları geçerek leğen kemiğinde bulunan rahim ve kalın bağırsağa sıçramıştır. Evre 3’te karın zarına ve lenf düğümlerine sıçramıştır.  Evre 4’ te ise karaciğer ve akciğer gibi uzak organlara sıçramıştır.

Her evrede yapılacak tedavi farklılık göstermektedir. Ancak önemli olan ameliyatın deneğimli ellerde yapılmasıdır. Örneğin evre 1’de tanı almış bir hasta ameliyattan sonra Evre 4 olarak karşımıza gelebilir. Yani kanser çıkarılırken parçalamadan ve etrafındaki organlara bulaştırmadan çıkarmak gerekir.

Evre 1 ve Evre 2’de olan hastalara cerrahi veya kemoterapi uygulanabilir.Ancak Evre 3 ve Evre 4’te olan hastalara özel tedavi uygulamak gerekir. Kitle cerrahi olarak çıkarılamayacak kadar büyük veya çıkarırken hayati organlara zarar verilecekse önce kemoterapi ile küçültmek gerekir.

Kemoterapi ile küçülttükten sonra özel bir tedavi olan ameliyatla birlikte sıcak kemoterapi (HIPEC) uygulanmalıdır. Biraz daha ayrıntılı açıklayacak olursak. Hasta ameliyat masasına yatırıldıktan sonra karın bölgesine yapılacak olan geniş bir kesi ile tümörün yayılımı değerlendirilir. Karın içerisindeki organlar yani karaciğer, mide, kalın bağırsak, ince bağırsak, omentum ve yumurtalıklar değerlendirilerek puan verilir. Eğer belli bir puanın altında ise yani ameliyat için uygunsa karın içerisindeki tümör çıkarılır. Bu işlem ortalama 6-7 saat sürmektedir.

Daha sonra ikinci aşama olan sıcak kemoterapiye (HIPEC) geçilir; bu işlem ise sabittir ve bir buçuk saat sürmektedir. Buradaki amaç; bizim gözle göremediğimiz küçük kanser hücrelerini öldürmektir. Bu işlemde normalde damardan verilen kemoterapötik ilaçların 42-43 dereceye kadar ısıtılarak karın içerisine verilmesi esasına dayanır. İşlem bittikten sonra hasta yoğun bakıma alınır 1 yada 2 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra servise geçer oradada ortalama 8-9 gün kaldıktan sonra taburcu edilir.

Özefagus Kanseri

Yemek borusu (Özefagus) nerededir?

Yemek borusu ağız ile mide arasında kalan içi boş tüp şeklinde bir organdır. Göğüs boşluğunda bulunur. Arkasında vücudumuzun ana atar damarı olan aort, üst tarafta önünde soluk borusu (trakea), etrafında da akciğer ve kalp bulunur. Ortalama uzunluğu 25-28 cm, çapı 1.5-2.5 cm’dir.

Yemek Borusunun görevi nedir?

Yemek borusunun tek görevi vardır oda ağızdan alınan yiyeceklerin mideye ulaşmasını sağlamaktır. Yemek borusu dıştan içe doğru yoğun bir kas tabakası ve en içtede mukoza olarak adlandırılan kaygan örtüden oluşmaktadır. Bu güçlü kas tabakası yemek borusuna ulaşan gıdaları mideye ulaştırmak için aralıklı kasılır. Kişi yuttuğu zaman, özefagus kas tabakaları kasılarak yiyecekleri mide içine doğru iter.

Yemek Borusu (Özefagus) Kanseri

Yemek borusu kanserinin büyük çoğunluğu yemek borusunun alt bölümünde yani mideye yakın kısımda görülür. Yemek borusu kanseri orta yaş ve ileri yaşlarda daha sıklıkla rastlanır. Özellikle 60 yaşın üzerindeki kişilerde daha fazla görülür. Erkeklerde kadınlardan daha fazla görülmektedir.

Yemek borusu (Özefagus)  kanseri nasıl oluşur?

Sigara, alkol, taze sebze ve meyvenin yetersiz alımı, yemek borusu kanseri oluşumu için en önemli 3 nedendir. Bu 3 neden yemek borusu kanserli hastaların %83’ünde görülür. Bunların dışında tütsülenmiş gıdalar, aşırı tuz tüketimi, reflü hastalığı, yüksek ısıda alınan yiyecek ve içecekler, human papilloma virüsü, uzun süreli akalazya ve yanlışlıkla içilen tuz ruhu ve çamaşır suyu gibi yemek borusu yanıkları da yemek borusu kanserine neden olabilir.

Yemek borusu (Özefagus) kanserinde hangi şikayetler ortaya çıkar?

Yutma güçlüğü, kilo kaybı, kanama,  ağrı.

En sık görülen şikayet yutma güçlüğüdür. Bazen yutma esnasında ağrı hissedebilir. Başlangıçta katı gıdaları yutamazken tedavi edilmezse zamanla sıvı gıdaları yutamaz hale gelebilir. Yemek yiyemeyen hastada kilo kaybı gelişir. Hatta zamanla kanser dokusundan gözle görülmeyen kanama ortaya çıkabilir.

Nadiren de yutulamayan yiyeceklerin veya sıvıların akciğere kaçması sonucu öksürük, solunum sıkıntısı ve zature (pnömoni) görülebilir. Kanserin sinirleri tutması sonucu ise ses kısıklığı da görülebilir.

Yemek borusu (Özefagus) kanserinde tanı nasıl koyulur?

İlerlemiş kanserde tanı koymak kolaydır. Ancak erken evredeki kanserlerde ise şüphelenmek ve ileri tetkik yapmak gerekmektedir. İlk olarak yemek borusunu değerlendirmek için ışıklı hortum (endoskopi) yapılır. Işıklı hortumla (endoskopi) tümör görülür, tümörden parça alınır ve incelemeye (patoloji) gönderilir. Sonuç kötü huylu (kanser) gelirse başka organlara sıçrayıp sıçramadığını belirlemek için Bilgisayarlı Tomografi (BT), PET-BT çekilir. Eğer sıçramamışsa ameliyat yapılır.

Yemek borusu (Özefagus) kanserinde nasıl tedavi yapılır?

Kanser etraf organlara (lokal invazyon) veya uzak organlara (metastaz) sıçramamışsa en etkili tedavi şekli ameliyattır (cerrahi). Eğer sıçramışsa kemoterapi (ilaçlı tedavi) ve/veya radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanır.

Cerrahi Tedavi:

Yemek borusunun ya bir kısmı çıkarılır geriye kalan yemek borusu mideye bağlanır ya da yemek borusunun tamamı çıkarılarak mide göğüs boşluğuna çıkarılarak boyun bölgesine dikilir.

Ameliyattan sonra kemoterapi veya radyoterapi alacak mıyım?

Ameliyattan sonra kanser dokusu inceleme için patolojiye gönderilir. Buradan çıkan sonuca göre karar verilir. Eğer ilerlemiş bir tümör ise daha sonra tekrarlamaması için bu tedavilerden biri veya her ikisi uygulanabilir.