İZMİR Ata Sağlık Hastanesi - Bizimle Sağlığınız Güvencede!..

Makaleler

Bel Ağrısı

Bel ağrısı kaslar, bağlar gibi yumuşak dokuların zorlanması gibi basit ve geçici nedenlere bağlı olabileceği gibi, omurlar ve disklerin hastalıkları gibi daha önemli ve tedavi gerektiren nedenlerden de kaynaklanabilir.

Prostat Kanseri Tanı ve Tedavisi

Erken tanı amaçlı tarama testi olarak PSA kullanılır. PSA prostat hücreleri tarafından salgılanan bir proteindir ve kandaki miktarı, prostat hücre sayısıyla doğru orantılıdır. Buna bağlı olarak yaş ilerleyip, prostat büyüdükçe kandaki normal değerleri artar.

Geniz Eti ve Bademcik Hastalıkları

Normalde bütün çocuklarda geniz eti vardır Bademcik (Tonsil) ve geniz eti (Adenoid) olarak isimlendirilen dokular lenfoid hücrelerden oluşmuştur. Lenfosit yapımında rolü vardır. Yeni doğanda anneden geçen immünglobulinler nedeniyle küçüktürler. 4-5 yaşlarda daha sık olmak üzere enfeksiyonlara bağlı olarak büyürler.

Şeker Hastalığı (Diabetes Mellitus)

Diyabet genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenlerin birleşimi ile oluşan ve kan glukoz seviyesinin yükselmesi ile sonuçlanan metabolik bozukluktur. Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi pek çok kimyasal madde ve hormonun karma etkileşimi sonucunda sağlanır.

Diz Eklemi Hastalıkları

Ortopedi ve Travmatoloji kas -eklem yapılarını içeren hareket sistemi hastalıkları ve yaralanmaları tedavisi ile ilgilenir. Diz eklemini ilgilendiren sorunlar sık karşılaşılan ortopedik patolojilerdir. Diz eklemi uyluk kemiği (femur) alt kısım ,kaval kemiği (tibia) üst kısmı ,kapak kemiği (patella) adı verilen kemik yapılar ve bunlara bağlı kıkırdak yapı ile bağlar,kas kirişleri gibi yumuşak dokular tarafından oluşturulur.

Ağrısız Doğum

AĞRISIZ DOĞUM
EPİDURAL ANESTEZİLİ NORMAL DOĞUM (AĞRISIZ DOĞUM)
Doğum anne adayı ve yakınları için heyecan dolu bir süreçtir. Ancak yaşam boyu görülebilecek en ağrılı durumlardan birisidir. Doğum sancısı annenin gereksiz yere acı çekmesine ve fizyolojik stres oluşturmasının yanında annenin yorgun düşmesine de neden olur. O yüzden son yıllarda doğum için belden uyuşturmalı ağrı kesici tekniklerinin kullanımı çok yaygınlaşmıştır.
AĞRISIZ DOĞUM NE ZAMAN UYGULANIR ?
Rahim kasılmaları düzenli hale geldikten sonra rahim ağzı yaklaşık % 60-70 incelip, açıklığı 4cm’e ulaşınca yani sancılar anneyi ciddi olarak rahatsız etmeğe başlayınca uygulanır. Daha önce uygulanması, kasılmaları etkileyip doğumu geciktirir. Geç kalındığında ise hem anne gereksiz ağrı çekmiş olur hem de ağrılar daha sık geleceğinden anne adayı işlem süresince hareketsiz kalamaz ve epidural uygulanması zorlaşabilir.
AĞRISIZ DOĞUM NASIL YAPILIR?
Bel bölgesindeki duramater zarı etrafına (Epidural alana) ağrı kesici ilaçların enjeksiyonu ile gerçekleştirilir. Anne adayı baskıyı, dokunmayı hisseder, hatta kalkıp yürüyebilir ama ağrıyı hissetmez. Normal doğum için gerekli olan doğum sancısı, kasılmalar vardır ama rahatsız etmez. İlacın etkisi geçtiğinde yeniden uygulanır ve en ağır dönemin rahat geçirilmesi sağlanır.
AĞRISIZ DOĞUMUN AVANTAJLARI NELERDİR?
Günümüzde ayaklarda uyuşukluk veya ağırlık hissi olmaksızın doğum sancısını yok etmek diğer bir ifadeyle “Mobil ağrısız doğum” mümkündür. Uygulamadan sonra yürüyebilirsiniz. Epidural analjezi sizi sersemletmez, hasta hissettirmez, ayrıca bağırsak hareketlerini durdurmaz, gaz çıkarımını engellemez. Hem psikolojik rahatlama, hem de kas spazmının çözülmesiyle normal doğum şansınızı artırır.
Doğum stresinizin çoğunu giderir, kaslarda gevşeme ve rahatlama sağlar. Anne adayının normal doğumdan vazgeçmemesini sağlar. Çıkım esnasında kasılmalara eşzamanlı ıkınarak doğuma katılabilir, doğumunuzu çabuklaştırabilirsiniz. Doğum sonrası yorgun, bitkin olmadığınız için bebeğinizi çok daha çabuk kucağınıza alır, hemen besleyebilirsiniz.

Safra Kesesi Taşları

Safra kesesinin vücuttaki fonksiyonu nedir?
Safra yağlı gıdaların sindirimi için gerekli maddeleri içeren bir sıvıdır. Safra karaciğerde üretilir ve ana safra kanalı ile mide çıkışına taşınır. Ana safra kanalının ucunda bir kapak mekanizması vardır. Açlık sırasında bu kapak kapalı kalarak safranın bağırsağa akmasına önler. Bu sırada üretilen safra ana safra kanalına kısa bir bağlantı ile bağlı olan safra kesesine gelir ve burada birikir. Safra kesesi gelen safrayı, içindeki suyun bir kısmını emerek, daha yoğun bir hale getirir ve biriktirir. Yemek yeme sonrası safra kesesi kasılır ve içerisindeki yoğun safrayı ana safra kanalına boşaltır. Bu sırada kanalın ucundaki kapak açılır ve yenen gıdalar ile safra karışır ve sindirim faaliyeti başlar.
Safra kesesi taşları nasıl ve kimlerde olur?
Bazı kişilerde safra kesesi içindeki safranın yoğunlaşması zaman içinde kristalleşmeye yol açar ve safra kesesi içinde çamur ve taş oluşumu ortaya çıkar. Oluşan taşlar milimetrik boyutlardan 3-5 santimetre boyutlara kadar ulaşabilir. Kadınlarda, beyaz ırkta, kilolu kişilerde, doğum kontrol hapı kullananlarda safra kesesinde taş oluşumu ihtimali daha yüksektir. Ayrıca yaş ilerledikçe de safra kesesinde taş oluşması ihtimali artar.
Safra kesesi taşlarının belirtileri nelerdir?
Safra kesesinde taş olan kişilerin bir kısmında herhangi bir şikayet veya rahatsızlık olmazken diğerlerinde taşların sebep olduğu şikayetler vardır. Büyük taşlar safra kesesinin çıkışını tıkayabilir. Tıkanma genellikle geçici veya kısmi olarak gerçekleşir. Bu durumda özellikle yemek yemeyi takiben karnın sağ üst tarafında sırta veya omuza vuran ağrı hissedilir. Taş tarafından çıkışı tıkanan safra kesesinin boşalmak için kasılması ağrıyı oluşturur. Bulantı, kusma ve terleme ağrıya eşlik edebilir. Taşların hareket etmesi veya tıkanmanın tam olmaması nedeniyle safra kesesi bir süre sonra boşalınca ağrı hafifler ve kaybolur. Ağrının olmadığı dönemlerde şişkinlik, hazımsızlık veya sık geğirme ihtiyacı gibi şikayetlerde olabilir. Safra kesesi çıkışının taş ile tam tıkanması durumunda ise safra kesesinin iltihaplanması ortaya çıkabilir ve karnın sağ üst tarafında şiddetli ağrı oluşur. Ağrı saatler geçmesine rağmen hafiflemez. Bulantı ve kusma olur. Süreç ilerledikçe ateş yükselmesi olur. Bu durum oldukça ciddidir ve tedavi edilmezse özellikle şeker hastalığı olanlarda safra kesesi delinebilir ve içeriği karın boşluğuna dökülüp karın zarı iltihabına yol açabilir. Safra kesesi taşlarının küçük olanları safra hareketi ile beraber ana safra kanalına sürüklenebilir. Safra kanalına gelen taşlar safranın bağırsağa akışını engelleyebilir. Bunun sonucunda sarılık, kaşıntı ve ateş yükselmesi ile kendini gösteren tıkanma sarılığı adı verilen ciddi bir durum ortaya çıkar. Safra yolu komşuluğunda sindirim için gerekli diğer enzimleri üreten pankreas bezi vardır. Ana safra kanalındaki iltihabi süreç pankreas bezini de etkileyebilir ve pankreatit adı verilen bazen çok ağır seyreden bir hastalığa yol açabilir.
Safra kesesi taşlarında teşhis nasıl konur?
Ultrasonografi safra yolu hastalıklarında en hızlı ve en doğru sonuç veren teşhis yöntemidir. Safra kesesi taşları ve buna bağlı olarak ortaya çıkabilecek diğer durumlar kolaylıkla tespit edilebilir. Bazen Tomografi, MR gibi ileri teşhis yöntemleri gerekebilir veya ERCP gibi endoskopik yöntemlerde teşhis ve tedavi amacıyla kullanılabilir.
Safra kesesi taşlarının tedavisi nasıl yapılır? Hangi ameliyat yöntemi daha iyidir?
Taş oluşumundan safra kesesi sorumludur. Diğer yandan safra kesesi vücut için vazgeçilmez bir organ değildir. İdeal olan safra kesesinde taş olan kişilerde yukarıda bahsedilen sonuçlar ortaya çıkmadan safra kesesini taşlarla birlikte ameliyat ile çıkartılmasıdır. Günümüzde safra kesesi ameliyatları kapalı yöntemle yapılmaktadır. Bazen safra kesesinin aşırı iltihaplı olması, daha önce hastanın geçirmiş olduğu karın ameliyatları veya doğuştan var olan yapısal anormallikler ameliyatın kapalı olarak bitirilmesini imkansız hale getirebilir. O zaman ameliyata açık olarak devam etmek gerekebilir. Sonuçta yöntem ne olursa olsun amaç safra kesesini içindeki taşlarıyla birlikte komple çıkarmaktır. Ameliyat sonrasında şikayetleri ortaya çıkaran etken yani taşlar ortadan kaldırıldığı için hasta süratle iyileşip günlük hayatına dönecektir. Ameliyatın kapalı olarak yapılması hastanın çok daha kısa sürede iyileşmesini sağlayacağı gibi karın duvarında büyük bir ameliyat yarası olmadığından hasta ameliyat yarasına bağlı oluşabilecek enfeksiyon, akıntı, ameliyat yeri fıtığı gibi problemler yaşamayacaktır ve büyük bir ameliyat yarası olmadığından ameliyat sonrası ortaya çıkacak sonuçlar çok daha estetik olacaktır. Safra kesesi çıkartıldıktan sonra kişinin özel bir diyet yapmasına gerek yoktur. Karaciğerde safra üretimi devam etmektedir. Vücut safra kesesinin yokluğuna kısa bir süre sonra uyum sağlar.

Meme Kanseri İle Nasıl Mücadele Edebilirim?

MEME KANSERİ İLE NASIL MÜCADELE EDEBİLİRİM?
Meme kanseri halen tüm kadınların korkulu rüyası niteliğindedir. Dünyada her 11 dakikada 1 kadın, meme kanseri nedeni ile hayatını kaybediyor. Dünyada her 3 dakikada 1 kadına, yeni meme kanseri tanısı konuyor. Türkiye' de her yıl 30 bin kadın meme kanserine yakalanmaktadır. Çoğunlukla 40-74 yaş aralığında rastlanmakta, 50 yaş üstünde görülme sıklığı artmaktadır. 40 yaş altında daha nadir olmakla birlikte özellikle risk faktörlerinin varlığında meme kanseri ile karşılaşma olasılığı artmaktadır.
RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
1-Kişinin daha önce meme kanseri tanısı almış olması diğer sağlıklı meme için en önemli risk faktörüdür.
2-Özellikle 50 yaş altında, yakın akrabalarda (anne, teyze, kız kardeş ve/veya kızı) meme kanseri varlığı
3-BRCA-1 ve BRCA-2 genleri
4-Meme doku yoğunluğunun fazla oluşu
5-İlk adet yaşının 12nin altında, menapoz yaşının 55nin üstünde oluşu
6-5 yıldan daha uzun süre Hormon Tedavisi almış olmak
7-30 yaş altında radyoterapi görmek
8-Fazla alkol tüketimi
9-Fazla kilo ve hareketsiz- sedanter yaşam
MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
-Meme cildinde kalınlaşma, kızarıklık ve deforme görünüm
-Hiç geçmeyen ağrı
-Meme başında çekinti
-Meme ucundan kendiliğinde gelen kırmızı renkte kanlı akıntı
-Memede kitle hissi
Ancak unutmamalıyız ki meme kanseri biz fark etmeden çok önce bizi bulmuş olabilir. Peki ne yapmalıyız?
MEME KANSERİNDEN NASIL KORUNABİLİRİM?
-Düzenli meme muayenesi
-Düzenli mamografi ve meme ultrasonu kontrolleri


NEDEN MAMOGRAFİ?
Halen meme kanserinin erken teşhisinde en etkili yöntem mamografidir. Kanserin henüz belirti vermediği, elle muayenede hissedilemediği erken dönemde tanınmasını sağlar. Yapılan geniş seri klinik çalışmalarda, erken teşhis ile, 40-74 yaş aralığındaki meme kanseri ne bağlı ölümlerin azalmasında mamografinin etkili olduğu görülmüştür. Teknik olarak meme ultrasonu ile tespit edilemeyen ve kanserin ilk bulgusu olabilen mikrokal sifikasyonları etkin şekilde gösterebilmektedir.
HANGİ SIKLIKLA MAMOGRAFİ YAPTIRILMALIYIM?
-Ailede meme kanseri mevcut ise 35 yaşında 1 kez
-40-50 yaş aralığında meme yoğunluğuna göre 1-2 yıl aralıkla
-50 yaş üstünde yılda 1 kez
-Menapoz sonrasında yılda 1 kez
MAMOGRAFİ BANA ZARAR VERİR Mİ?
Mamografi radyasyon kullanılarak elde edilen bir tetkiktir. Ancak alınan doz zararsız kabul edilen sınırlardadır. Önemli nokta tekrarlanma sıklığıdır. Tekrarlanma sıklığı yukarıda önerilen biçimde gerçekleştirildiğinde sağladığı fayda verebileceği zararın önüne geçmektedir.
LÜTFEN GEÇ KALMADAN YILDA 1 GÜNÜ KENDİNİZE AYIRIN!

MEME KANSERİ İLE NASIL MÜCADELE EDEBİLİRİM?
Meme kanseri halen tüm kadınların korkulu rüyası niteliğindedir. Dünyada her 11 dakikada 1 kadın, meme kanseri nedeni ile hayatını kaybediyor. Dünyada her 3 dakikada 1 kadına, yeni meme kanseri tanısı konuyor. Türkiye' de her yıl 30 bin kadın meme kanserine yakalanmaktadır. Çoğunlukla 40-74 yaş aralığında rastlanmakta, 50 yaş üstünde görülme sıklığı artmaktadır. 40 yaş altında daha nadir olmakla birlikte özellikle risk faktörlerinin varlığında meme kanseri ile karşılaşma olasılığı artmaktadır.
RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
1-Kişinin daha önce meme kanseri tanısı almış olması diğer sağlıklı meme için en önemli risk faktörüdür.
2-Özellikle 50 yaş altında, yakın akrabalarda (anne, teyze, kız kardeş ve/veya kızı) meme kanseri varlığı
3-BRCA-1 ve BRCA-2 genleri
4-Meme doku yoğunluğunun fazla oluşu
5-İlk adet yaşının 12nin altında, menapoz yaşının 55nin üstünde oluşu
6-5 yıldan daha uzun süre Hormon Tedavisi almış olmak
7-30 yaş altında radyoterapi görmek
8-Fazla alkol tüketimi
9-Fazla kilo ve hareketsiz- sedanter yaşam
MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
-Meme cildinde kalınlaşma, kızarıklık ve deforme görünüm
-Hiç geçmeyen ağrı
-Meme başında çekinti
-Meme ucundan kendiliğinde gelen kırmızı renkte kanlı akıntı
-Memede kitle hissi
Ancak unutmamalıyız ki meme kanseri biz fark etmeden çok önce bizi bulmuş olabilir. Peki ne yapmalıyız?
MEME KANSERİNDEN NASIL KORUNABİLİRİM?
-Düzenli meme muayenesi
-Düzenli mamografi ve meme ultrasonu kontrolleri


NEDEN MAMOGRAFİ?
Halen meme kanserinin erken teşhisinde en etkili yöntem mamografidir. Kanserin henüz belirti vermediği, elle muayenede hissedilemediği erken dönemde tanınmasını sağlar. Yapılan geniş seri klinik çalışmalarda, erken teşhis ile, 40-74 yaş aralığındaki meme kanseri ne bağlı ölümlerin azalmasında mamografinin etkili olduğu görülmüştür. Teknik olarak meme ultrasonu ile tespit edilemeyen ve kanserin ilk bulgusu olabilen mikrokal sifikasyonları etkin şekilde gösterebilmektedir.
HANGİ SIKLIKLA MAMOGRAFİ YAPTIRILMALIYIM?
-Ailede meme kanseri mevcut ise 35 yaşında 1 kez
-40-50 yaş aralığında meme yoğunluğuna göre 1-2 yıl aralıkla
-50 yaş üstünde yılda 1 kez
-Menapoz sonrasında yılda 1 kez
MAMOGRAFİ BANA ZARAR VERİR Mİ?
Mamografi radyasyon kullanılarak elde edilen bir tetkiktir. Ancak alınan doz zararsız kabul edilen sınırlardadır. Önemli nokta tekrarlanma sıklığıdır. Tekrarlanma sıklığı yukarıda önerilen biçimde gerçekleştirildiğinde sağladığı fayda verebileceği zararın önüne geçmektedir.
LÜTFEN GEÇ KALMADAN YILDA 1 GÜNÜ KENDİNİZE AYIRIN!

Meme kanseri halen tüm kadınların korkulu rüyası niteliğindedir. Dünyada her 11 dakikada 1 kadın, meme kanseri nedeni ile hayatını kaybediyor. Dünyada her 3 dakikada 1 kadına, yeni meme kanseri tanısı konuyor. Türkiye' de her yıl 30 bin kadın meme kanserine yakalanmaktadır. Çoğunlukla 40-74 yaş aralığında rastlanmakta, 50 yaş üstünde görülme sıklığı artmaktadır. 40 yaş altında daha nadir olmakla birlikte özellikle risk faktörlerinin varlığında meme kanseri ile karşılaşma olasılığı artmaktadır.
RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
1-Kişinin daha önce meme kanseri tanısı almış olması diğer sağlıklı meme için en önemli risk faktörüdür.
2-Özellikle 50 yaş altında, yakın akrabalarda (anne, teyze, kız kardeş ve/veya kızı) meme kanseri varlığı
3-BRCA-1 ve BRCA-2 genleri
4-Meme doku yoğunluğunun fazla oluşu
5-İlk adet yaşının 12nin altında, menapoz yaşının 55nin üstünde oluşu
6-5 yıldan daha uzun süre Hormon Tedavisi almış olmak
7-30 yaş altında radyoterapi görmek
8-Fazla alkol tüketimi
9-Fazla kilo ve hareketsiz- sedanter yaşam
MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
-Meme cildinde kalınlaşma, kızarıklık ve deforme görünüm
-Hiç geçmeyen ağrı
-Meme başında çekinti
-Meme ucundan kendiliğinde gelen kırmızı renkte kanlı akıntı
-Memede kitle hissi
Ancak unutmamalıyız ki meme kanseri biz fark etmeden çok önce bizi bulmuş olabilir. Peki ne yapmalıyız?
MEME KANSERİNDEN NASIL KORUNABİLİRİM?
-Düzenli meme muayenesi
-Düzenli mamografi ve meme ultrasonu kontrolleri


NEDEN MAMOGRAFİ?
Halen meme kanserinin erken teşhisinde en etkili yöntem mamografidir. Kanserin henüz belirti vermediği, elle muayenede hissedilemediği erken dönemde tanınmasını sağlar. Yapılan geniş seri klinik çalışmalarda, erken teşhis ile, 40-74 yaş aralığındaki meme kanseri ne bağlı ölümlerin azalmasında mamografinin etkili olduğu görülmüştür. Teknik olarak meme ultrasonu ile tespit edilemeyen ve kanserin ilk bulgusu olabilen mikrokal sifikasyonları etkin şekilde gösterebilmektedir.
HANGİ SIKLIKLA MAMOGRAFİ YAPTIRILMALIYIM?
-Ailede meme kanseri mevcut ise 35 yaşında 1 kez
-40-50 yaş aralığında meme yoğunluğuna göre 1-2 yıl aralıkla
-50 yaş üstünde yılda 1 kez
-Menapoz sonrasında yılda 1 kez
MAMOGRAFİ BANA ZARAR VERİR Mİ?
Mamografi radyasyon kullanılarak elde edilen bir tetkiktir. Ancak alınan doz zararsız kabul edilen sınırlardadır. Önemli nokta tekrarlanma sıklığıdır. Tekrarlanma sıklığı yukarıda önerilen biçimde gerçekleştirildiğinde sağladığı fayda verebileceği zararın önüne geçmektedir.
LÜTFEN GEÇ KALMADAN YILDA 1 GÜNÜ KENDİNİZE AYIRIN!

Uzm.Dr. Pelin Yüzbaş Çatlıoğlu




Enfeksiyon Hastalıkları

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Enfeksiyon hastalıkları tüm dünya ülkelerinde en sık görülen hastalıklardır. Ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde ise en sık ölüme neden olan hastalıklar arasında yer alır.

Bununla beraber büyük kısmı uygun tedavi edildiğinde hiçbir sekel bırakmadan tam şifa ile sonlanır. Enfeksiyon hastalıklarına neden olan binlerce mikroorganizma vardır. Bunlar bakteriler, mantarlar, parazitler ve basit mikroskopla görülemeyecek kadar küçük virüslerdir.

Hastane Hizmetleri:
• Genel poliklinik hizmetleri: İçeriğinde ishal, sıtma, toksoplazmoz, cildin enfeksiyon hastalıkları, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, grip, soğuk algınlığı, diğer viral enfeksiyonlar, malta humması, paraziter hastalıklar gibi bakterilerin, virüslerin mantarların ve parazitlerin neden olduğu enfeksiyon hastalıklarının tanı ve tedavisi yapılmaktadır.



Gerekli durumlarda hastaların yatılarak tanı ve tedavisi gerçekleştirilmektedir. Her türlü tahlil ve tarama testleri laboratuvar desteği ile yapılmaktadır.
Enfeksiyon hastalıklarının oluşumunu önlemek için duyarlı ve risk grubundaki kişilere Hepatit B, Hepatit A, tetanoz, grip ve menenjit aşı uygulamaları yapılmaktadır.

Hastane Enfeksiyon Kontrol Komitesi:
Hastane ortamında gelişebilecek olan enfeksiyonların takibi, kontrolü, önlenmesi konusunda görevli olan komitenin çalışmasını yürütmektedir. Enfeksiyon kontrol komitesinin düzenlediği çeşitli eğitim toplantıları ile personelin eğitilmesine önem verilmektedir. Hepatit B enfeksiyonuna karşı tüm duyarlı personelin aşılanması sağlanmaktadır. Personelin portörlük muayenelerinde periodik olarak sürdürülmektedir.

*Yatan hastalarda konsültasyon hizmetlerini ve takiplerini yapmaktadır.


Duyurular

İ LASİK Egelilerle buluşuyor
Kartal gibi görmek mümkün
devamını oku
Catalys Femtolaser Cihazı Yalnız Ata Sağlıkta
Catalys Femtolaser Cihazı İle bıçaksız katarakt Cerrahisi yakında Türkiye'de Ve Yalnız Ata Sağlık'ta
devamını oku
Tümünü Görüntüle

Bize Hemen Ulaşabilirsiniz!..

Telefon Numaramız
+90 (232) 459 59 59
Fax Numaramız
+90 (232) 261 33 33
E-Posta Adresimiz
info@atasaglik.com
Adres Bilgimiz
Kazım Dirik Mah. 297 Sok. No:1 (Metro Stadyum Durağı) Bornova /İZMİR
Online Randevu - 459 59 59
Doktorunuza Sorun
  • +90 (232) 459 59 59
  • +90 (232) 261 33 33
  • info@atasaglik.com
  • Kazım Dirik Mah. 297 Sok. No:1 (Metro Stadyum Durağı) Bornova /İZMİR
İzmir Ata Sağlık, hastalıkları teşhis etmek, önlemek ve tedavi etmek amacı ile ürünler ve hizmetler sunar. Hastanedeki her hizmet, her iş yaptığı ülkenin ilgili devlet organları tarafından denetlenir. İlgili yasalar uyarınca, halk, verilecek hizmetler ve tedaviler karşısında yasalarla korunur. Bu sitedeki tüm bilgiler ışığında ifade bulan öneri, tedavi ve tanı bilgileri tamamen size uygulanacaktır anlamı taşımaz. Bundan dolayı, bu sitede yer alan bilgileri ve verilen birtakım tedavi önerilerini öncelikle kendi doktorunuza ya da bize danışmanız gerekmektedir. İzmir Ata Sağlık Hastanesi, İzmir Özel Hastaneler, İzmir Özel Hastane, İzmir Kadın Doğum gibi Google aramaları ile geldiniz