İZMİR Özel Ata Sağlık Hastanesi - Sağlığınızın Güvenilir Adresi Kazımdirik Mah. 297. Sk. No:1 Bornova/İzmir (0232) 459 59 59

Genel Cerrahi

Genel Bilgi
Doktor
e Randevu

İsmi her ne kadar “genel” olsa da genel cerrahi tıpta bir uzmanlık alanıdır. Geniş yelpazedeki hastalıklar için ameliyatların gerçekleştirilmesi dışında genel cerrahi alanında uzmanlaşmış doktorlar operasyon öncesi ve sonrası süreçte de hasta bakımı ile yakından ilgilenirler.

  • Sindirim sistemi (yemek borusu, mide, bağırsaklar, karaciğer, pankreas ve safra kesesi),
  • Fıtıklar dahil olmak üzere karın ve karın içi organlar,
  • Göğüs, cilt ve yumuşak doku,
  • Endokrin sistemi,
  • Vasküler cerrahi,
  • Transplantasyon cerrahisi “Genel Cerrahi” ilgi alanına girmektedir.

Genel Cerrahi Bölümünde Uygulanan Tedaviler

Tiroit Hastalıklarının Teşhis ve Tedavisi;

Tiroit bezlerinde meydana gelen değişimler ya da fonksiyonel farklılaşmaların bazıları genel cerrahi tarafından tedavi edilmektedir.

  • Tiroit Nodüllerine İİAB (İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi); Tiroit bezlerinde bulunan nodüllerin iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduklarının tespit edilmesi için kullanılan ince iğne ablasyon biyopsisi; güvenilir, ucuz ve üstelik kolay bir teşhis yöntemidir. İİAB işlemi yapılmadan önce nodüllerin yerleri tam olarak tespit edilir ve biyopsi hızlı bir şekilde yapılır.
  • Guatr Ameliyatları; Tiroit bezinin büyümesi olarak bilinen Guatr hastalığının tedavi edilememesi, bezdeki nodüllerin fazla büyümesi, nodüllerin içerisinde kanserli hücrelerin oluşmaya başlama ihtimalinin varlığı nedeniyle Guatr ameliyatları yapılır. Kanserli hücreler tespit edildiğinde tiroit bezlerinin tamamen alınması ihtimali bulunmaktadır.
  • Tiroit Hastalıklarının Ameliyat Gerektirmeyenlerinin İlaçla Tedavisi ve Takibi; Kan değerlerinde sorun olmayan, tiroit biyopsisi sonucu kötü huylu nodül tespiti yapılmayan hastaların cerrahi tedavi yoluna gitmeden önce sağlıkları ilaç tedavileriyle kontrol altına alınmaya çalışılır. Hastanın durumu periyodik aralıklarla takip edilir ve gerek görülmezse cerrahi müdahaleye başvurulmaz. İlaçla hormon tedavisi guatr hastalıklarının kontrolü için bazı hastalarda yeterli gelmektedir.

Meme Hastalıklarının Teşhis ve Tedavisi;

Genetik sebepler ve menopoz döneminin de etkisiyle göğüslerde kitleler oluşabilir. Kitlelerin yapılarına göre tedavi için cerrahi yöntemlere başvurulması gerekebilir.

  • Meme Kitlelerinin Teşhisinde İnce ve Kalın İğne Biyopsisi (TRU-CUT); Meme biyopsileri ultrasonografi çekildikten sonra kitlenin yerinin tam olarak belirlenmesi ile gerçekleştirilir. İnce iğne biyopsisinde standart enjektör yardımıyla kitlelerden hücreler alınabilir. TRU-CUT olarak da bilinen kalın iğne biyopsisi özel cihazlarla yapılır ve kitlelerden hızlı bir şekilde doku örnekleri alınır. Biyopsi işlemi sırasında hastaya lokal anestezi uygulandığı için işlemler sırasında ağrı ya da acı hissedilmez.
  • İyi Huylu Meme Kitlelerinin Çıkarılması ve Takibi; İncelemeler sonucunda kanser tespit edilmeyen iyi huylu meme kitleleri cerrahi olarak çıkarılır. Çıkarılan kitlelerin incelemesi mutlaka yapılmalıdır. Her ne kadar sorun tespit edilmese ve kitlelerin zararlı olmadığı teşhis edilse de hastanın kontrollerinin düzenli olarak yapılması gerekir.
  • Meme Kanseri Ameliyatları, Meme Koruyucu Ameliyatlar (MKC, Sentinel nod) ve Takibi; Meme kanseri hastaların komplike bir tedavi sürecine girmesini gerektiren önemli bir hastalıktır. Cerrahi müdahale ile birlikte kemoterapi, radyoterapi ve hormon tedavisine başvurulabilir. Meme kanseri erken evrelerde tespit edilirse kanser hücreleri barındıran kitleler memeden cerrahi yöntemle çıkarılır. Bu esnada kitleler çevrelerindeki yağ dokularıyla birlikte çıkarılırsa bu işlem meme koruyucu ameliyatları olarak adlandırılır. Meme koruyucu cerrahide tümörün boyutu, hastanın tercihleri ve genel sağlık durumu dikkate alınır. Sentinel lenf nodu işaretleme yöntemi ile tümör bariz bir şekilde ortaya çıkarılabiliyor ve operasyonlarda sağlıklı doku korunabiliyor.

Karın İçerisindeki Bütün Hastalıkların Teşhis ve Tedavisi;

Farklı nedenlerle karın ve karın içi organlarının hastalanması durumunda cerrahlar en uygun cerrahi yöntemleri seçerek hastanın sağlık durumunu iyileştirirler.

  • Endoskopik İşlemler (Gastroskopi, Kolonoskopi); Ağızdan kan gelmesi, karın ağrısı, yanma, ekşime, yutma zorlukları gibi şikayetleri olan hastaların mide, on iki parmak bağırsağı ve yemek borusunun görüntülenmesini sağlayan yönteme Gastroskopi denir. Kanserli hücrelerin ve hastalıkların teşhisinde kullanılan güvenli bir yöntemdir. Kolonoskopi ise; bağırsak hastalıklarının ve kanserli hücrelerin olup olmadığının teşhis edilmesini sağlayan bir görüntüleme yöntemidir.
  • Safra Kesesi Ameliyatları (Laparoskopik Yöntemle); Safra kesesindeki poliplerin hızla büyümesi ve farklı sorunlara neden olması durumunda kapalı yöntemle safra kesesi ameliyatları yapılır. Güvenli ve iyileşme süresi kısa olan laparoskopik yöntemle tedavi olan hastalar kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler.
  • İyi Huylu Mide, Bağırsak Hastalıklarının ve Bu Bölgelerin Kanserlerinin Ameliyatları (Laparoskopik veya Açık Yöntemle); Mide ve bağırsak hastalıklarının ve aynı zamanda bu bölgede tespit edilen kanserlerin tedavisinde hem açık hem de kapalı cerrahi yöntemlerine başvurulmaktadır. Hastalığın yayılma durumu ve kişinin sağlık durumu gibi faktörler göz önünde bulundurularak açık veya kapalı yöntemlerin uygulanıp uygulanmayacağına cerrahlar tarafından karar verilir.
  • Laparoskopik Yöntemle Apandisit Ameliyatı; Şiddetli karın ağrısı, iştahsızlık, mide bulantısı ve ateş gibi belirtilerle ortaya çıkan apandisit sorunları kapalı teknikle tedavi edilebilmektedir. Göbek bölgesinden minimal kesiler açılarak gerçekleştirilen operasyonlardan sonra iz kalma oranı minimum seviyededir.

Karın Duvarı Fıtıklarının Teşhis ve Tedavisi;

Karın içi basıncın artması, KOAH, karın içi tümörler, obezite, ağırlık kaldırma gibi nedenlerle oluşabilen fıtıkların temel sebebi karın duvarının dokularında gevşeme olması ve karın içi doku ya da organların yer değiştirmesidir. Fıtıklar neden oldukları şikayetlerle hastanın hayat kalitesini azaltır ve tedavi edilmediği takdirde dev fıtık, fıtık boğulması ve bağırsakta çürüme gibi sorunlara neden olabilir.

  • Kasık Fıtığı Ameliyatları (Açık ve laparoskopik Yöntemle); Karın duvarının kasık bölgelerinde zayıflaması sonucu oluşan kasık fıtıkları açık yada kapalı cerrahi teknikle tedavi edilebilir.
  • Göbek Fıtığı Ameliyatları (Açık ve laparoskopik Yöntemle); Göbek deliğinin dışa doğru bombeleşmesi göbek fıtığının en temel göstergesidir. Karın duvarının doğumsal olarak bu bölgede zayıf olması neticesinde genellikle kadınlarda göbek fıtıkları sıklıkla görülür. Açık ya da kapalı yöntemle cerrahi müdahale gerektirir.
  • Ameliyat Yeri Fıtığı Ameliyatları (Açık ve laparoskopik Yöntemle); Fıtıklar kimi zaman ameliyat geçiren hastalarda ameliyat sırasında kesi atılan bölgelerde oluşur. Ameliyattan kısa süre sonra da yıllar sonra da bu bölgelerde fıtık oluşması ihtimali vardır. Kesi yerinin yama ile onarılması sonucu ameliyat yeri fıtıkları tedavi edilebilir.

Anal Bölge Hastalıklarının Teşhis ve Tedavisi;

Anüs bölgesinde iyi huylu ve kötü huylu hastalıklar görülebilir. En sık rastlanan anal bölge hastalıklarına örnek olarak hemoroit, perianal apse ve anal fissür gösterilebilir. Bu sorunlar ameliyatla ya da lazer tedavi yöntemleri ile ortadan kaldırılabilir.

  • Hemoroit Ameliyatları (Lazer ve Açık Yöntemle); Anüsün içinde ve dışında görülebilen hemoroit hastalığı hastaların hayat kalitesini azaltır. Başlangıç evrelerinde beslenme alışkanlığı değiştirilerek ve ilaçlarla kontrol altına alınabilse de ileriki dönemde lazer ve cerrahi tedavi yöntemlerinin uygulanması gerekebilir.
  • Anal Fissür Ameliyatları; Anüste çatlak oluşması olarak bilinen anal fissür hastalığı çatlağın büyüklüğü, durumu ve hastalığa eşlik eden farklı bir sorunun olup olmamasına göre PARKS ve Lateral Internal Sfinkterotomi gibi tekniklerle yapılabilir.

Genel Cerrahi kapsamı geniş ama aynı zamanda uzmanlık isteyen bir tıp branşıdır. Pilonidal kist olarak bilinen kıl dönmesi ameliyatları da bu uzmanlığın alanına girmektedir. Aynı zamanda obezite cerrahisi operasyonları da genel cerrahlar tarafından yapılmaktadır. Hastanın vermesi gereken kilo miktarı, yaşı, sağlık durumu ve vücut kitle indeksi değerleri doğrultusunda tüp mide, mide kelepçesi, Duodenal Switch, Gastrik Bypass gibi operasyonlar gerçekleştirilmektedir.

Özel Ata Sağlık Hastanesi olarak, genel cerrahi kliniğimizde tedavi olması gereken hastalarımızın muayenelerini detaylı olarak yaptıktan sonra, sorunlarını net bir şekilde teşhis edip tedavi sürecini başlatıyoruz. Konusunda uzman genel cerrahlarımızda hastalarımızın sağlıklarına kavuşması adına en doğru ve en gelişmiş cerrahi yöntemleri uyguluyoruz.

OBEZİTE CERRAHİSİ

Çağımızın en büyük sağlık sorunları arasında yer alan Obezite; vücutta aşırı yağ birikmesi ile karakterize edilen; diyabet, yüksek tansiyon, yüksel kolesterol, felç, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen kronik; önlenebilen ve tedavisi mümkün bir hastalıktır.

Hareketsiz yaşam, çok miktarda ve yüksek kalorili yiyeceklerin tüketilmesi, genetik faktörler, yeme bozuklukları ve hormonal dengesizlik gibi nedenlerle oluşabilen obezite hastalığı kişileri fiziksel ve psikolojik olarak olumsuz yönde etkilemektedir.

Aşırı kilolu kişiler hem sağlıklarını kaybederler hem de toplumdan zaman içerisinde soyutlanmaya başlarlar. Toplumdan soyutlandıkça da daha mutsuz, daha depresif bir ruh haline bürünürler. Obezite hastalarının hayata yeniden tutunması için kilo vermeleri gerekir. Ancak beslenme düzeninin değiştirilmesi, egzersiz yapılması gibi hayat değişiklikleri her zaman olumlu yanıt vermeyebilir. Üstelik fazla kilo nedeniyle beliren rahatsızlıklar hayatlarını riske atmaya da başlayabilir.

Bu noktada “Bariatrik Cerrahi” yani Obezite cerrahisi devreye girer.

Obezite Cerrahisi Kimler İçin Uygundur?

  • Vücut Kitle İndeksi 40 ve üzerinde olup morbid obezite sınıflamasına dahil olanlar,
  • Vücut kitle İndeksi 30 ve üzerinde olup fazla kilo nedeniyle yüksek tansiyon, eklem sorunları, kalp ve damar hastalıkları gibi riskli hastalıklara yakalananlar,
  • Kilo vermeyi ve hayat tarzını değiştirmeye kararlı olup ameliyata girmeyi gerçekten isteyen kişiler obezite cerrahisi operasyonlarına başvurabilirler.

Obezite cerrahisi kapsamında uygulanan farklı yöntemler bulunmaktadır. Hangi yöntemlerin hangi hastaya uygun olacağının değerlendirmesi cerrahlara aittir. Hastanın sağlık durumu ameliyat olmaya uygun ise psikolojik olarak kilo vermeye hazır olup olmadığı irdelenir. Hasta kilo vermek için mücadele etmeye psikolojik olarak hazır değilse ameliyatlar ya da bariatrik prosedürler gerçekleştirilmez.

ÖZEL ATA SAĞLIK HASTANESİ OBEZİTE CERRAHİSİ UNİTESİ

Özel Ata Sağlık Hastanesi olarak Obezite cerrahisi kapsamında Mide Balonu (Gastric Balloon) prosedürünü  ve Tüp Mide (Sleeve Gastrectomy) ameliyatını uygulamaktayız.

Mide Balonu Uygulaması; Endoskopik yöntemle gerçekleştirilen mide balonu uygulamasında, hastalarımızın midesine şişirilebilen silikon bir balon yerleştirilir. Diğer obezite cerrahisi operasyonlarından farklı olarak mideye konulan özel balonun 6 ay sonra çıkarılması gerekmektedir. Mide balonu uygulaması mideyi doldurup besin alımını kısıtlayarak hastanın hızlı bir şekilde kilo vermesini sağlamaktadır. 6 ay sonra hasta doktorların önerilerine uyar ve doğru beslenip fiziksel durumuna uygun egzersizleri yaparlarsa fazla kilolarının %30’unu kaybedebilir. Mide balonu operasyonu hızla kilo verilmesini sağlayarak hastanın fazla kilosu nedeniyle değişen kan değerlerinin düzenlenmesini, riskli hastalıklarının gerilemesini ve kişinin sağlıklı yaşam için doğru alışkanlıkları edinmesini amaçlar.

Tüp Mide Ameliyatı; En sık uygulanan obezite cerrahisi operasyonudur. Mide ince bir tüp şeklinde küçültülür, mide eski halinin yaklaşık %20 büyüklüğünde yeniden yapılandırılır. Laparoskopik yani kapalı yöntemle gerçekleştirilen tüp mide ameliyatında midenin fazla kısmı kalıcı olarak vücuttan çıkarılır; diğer bir deyişle bu operasyonun geri dönüşü yoktur. Yeni oluşturulan mide zımbalama tekniği ile şekillendirilir ve operasyon sonrası hasta hızla kilo vermeye başlar. Tüp mide ameliyatı sonrası hastalar fazla kilolarının %70’ini verebilirler. Ancak kilo verme süreci uzun soluklu bir mücadele olarak düşünülmelidir. Midesi küçülen hastalar doktorların önerilerine dikkat etmezlerse zaman içerisinde mideleri genişleyebilir ve maalesef kilo alırlar. Bu nedenle obezite cerrahisi operasyonlarına sadece gerçekten hayatını değiştirmeye kararlı olan kişiler kabul edilir.

Özel Ata Sağlık Hastanesi olarak; obezitenin kaçınılmaz olmadığını hastalarımıza aktarıyoruz. Kendi çabasıyla ideal kilosuna ulaşamayan hastalarımıza kilo verme süreçlerini hızlandıracak yöntemler sunuyoruz. Hastalarımızın hastalık öykülerini, genel sağlık durumlarını ve fazla kilolu olmalarının altında yatan asıl nedeni ortadan kaldırmaya çalışarak hızlı ve sağlıklı bir şekilde kilo vermeleri adına tüm sağlık birimlerimizi seferber ediyoruz.

 

Op. Dr. Taner AKGÜNER

Eğitim: İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Tıp Öğrencisi (1985) İzmir Atatürk Eğitim ve Araş...

Prof.Dr.Mustafa TİRELİ

1947 yılında Muğla ilinin Milas ilçesinde doğdum. Evliyim. Bir kızım var. Yabancı Dil: İngilizce İ...